Mono diyalog

  • -Sen hiçbir şey hissedememek nedir bilir misin?
  • -Çok güzel olsa gerek... Düşünsene acı yok, korku yok.
  • -Mutluluk da yok, heyecan da yok, aşk bile yok hatta. Yok olmak demek, boşlukta sap gibi gezmek demek. Duygun yoksa hiçsin, boşsun, bomboş. Kimseyi anlayamazsın, kimsenin de seni anlamasını bekleyemezsin. Bilmezler nasıl bir cehennemde yandığını. Her gün karşılaştığın her olayla kendi yangınına kendi ellerinle odun atarsın da kimsenin ruhu duymaz.
View chat
  • #monologue #duygusuz
  • 1 month ago
View photo
  • #books #love
  • 1 month ago
  • 2

Sen yine gel yanıma. Rüzgâr yine saçlarının huzur kokan kokusunu getirsin bana. Ellerin ellerime değdiğinde ilk defa elimi tutuyormuşsun gibi terlesin avuçlarım.  Kalbim yine kaburgalarımı kıracakmış gibi atsın.  Gözlerin gözlerime değince ateş bassın yine yüzüme. Sen gel, gel ki güneş doğsun bu şehire. Aydınlansın caddeler.
İyisi mi gel sen. Ve öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.

View text
  • 3 months ago

Almak istediğim kitaplar, gitmek istediğim şehirler, canlı dinlemek istediğim sanatçılar var AMA PARA YOK.

View text
  • 3 months ago
  • 4487
View photo
  • 7 months ago
  • 396036
View photo
  • 9 months ago
  • 9450

"Canım." dedi kadın karşısındaki adama bakarak. "Gittiğinden beri acıyor. Dinmiyor hiç, kanaması durmuyor. Kapatmıyor hiçbir şey ve ben her geçen gün daha da özlüyorum seni." 

Sustu adam. Her zaman yaptığı şeyi yaptı; sustu ve başını öne eğdi. O susunca sustu kadın. Heykelle konuşmanın ne anlamdı vardı? Acı çeken duygusuz bir heykel. Heykeli andırıyordu adam. Hareketsiz ve suskun. Yaşadığına ait tek belirti acısıydı, kendinden başka kimse bilmiyordu.

Cılız bir müzik sesi geliyordu eski radyodan. Menteşeleri eskimiş mutfak penceresi oturdukları iki kişilik masanın önündeydi. Hafiften bir rüzgar giriyordu eski pencereden. Alacakaranlık tüm renkleri alıyordu şehirden, adamdan ve kadından.

Yaşıyordu adam ve kadının tek yaşama sebebiydi o. Farkında değildi ama kadın o olmadan yaşayamıyordu. Başaramamıştı, olmuyordu. Gidişini kabullenememişti. Neden gitmişti? Hoş, şu an karşısındaydı, gidişinin ne önemi vardı?

Derin bir nefes aldı adam. Kadın ona baktı umutla.

"Gitmeliyim. Boş ver beni. Sevmedin say, benim olmadığını düşün. O yatakta berber uyumadığımızı farz et, ne kaybedersin? Ben gitmeliyim güzelim, beni affet. Seni sevmedim say." Kalktı adam. Arkasına bakmadan açtı kapıyı. Kapı gıcırdayarak kapanırken kadın bir şey diyemeden bakakaldı. Düştü kadın. Nefes alamıyordu, kalbine oturan acı kalkmıyordu ve bu sefer gitmeyecekti, kadın farkındaydı. Gözünden bir yaş düştü ve gözlerini kapattı. Adamın odadaki kokusu kaybolurken kadının ruhu son bir kez baktı odaya. Müzik sesi kesildi kadın da gidince.

Adım atamadan düştü adam. Savaşamıyordu artık, gücü yoktu.

Baktı adam kadına, kadın adama baktı. Elini tuttu adam, kadın gülümsedi. Cılız bir müzik sesi geliyordu. Bedenleri çürürken ruhları mutluydu.

View text
  • 10 months ago

ilkergelik:

Mabel Matiz dinleyen biri kötülük yapabilir mi aklın kesiyo mu hiç? Mabel Matiz dinleyen samimidir,masumdur,içtendir. Aşkın ne kadar orospu çocuğu bir şey olduğunun farkındadır!

View video
  • 1 year ago
  • 2

Zordu.

Duvarları aşıp ona gitmek çok zordu.

   Benim duvarlarım vardı başta. Yıkılması zor ama esnek duvarlarım. İstese onu dünyama almak için kırardım duvarlarımı. Belki bu karanık yeri pek sevmezdi ama onu mutlu etmek için renklendirebilirdim dünyamı. Mutlu olacaksa ben de mutlu olurdum.

O beni severse her şey bambaşka olurdu.

Onun yanındayken mutlu gibiydim. Belki mutluluğun ne olduğunu unutmuştum, yaşamayalı uzun zaman oluyordu. Tekrar tadabilirdim, onunla olacaksa her şeye hazırdım, her şeyi yapabilirdim.

Duvarlarımı kırabilirdi de; kızmazdım ona kızamazdım ki.

   Onun da duvarları vardı ve çok uzaktı bana. Ulaşılması çok güçtü. O bir hayalden öte değildi belki de.

Birbirimize çok uzaktık, hani farklı dünyaların insanları gibi.

Kendi dünyasına öyle gömülüydü ki kimse onu tam anlamıyla tanımıyordu. O da kendisiyle mutluydu belki. Belki onun da mutlu olması için bir sebebe ihtiyacı vardı.

Onu tanımak istiyordum, kimsenin tanıyamadığı kadar tanımak. Duvarlarının sağlamlığını öğrenmeliydim önce. Belki o zaman onları aşmanın bir yolunu bulur o zaman tanırdım onu.

Aşk buydu galiba.

Zor ama sonucunu beklemeye değer. Zaten aşkın kolay olduğunu kim söylemişti ki?

View text
  • 1 year ago
x